Erkek arkadaşım beni terk etti

Yalnız kalmanın o acı ilk günlerinden bahsediyoruz. Terk edilmek her ne kadar kötü olsa da toparlanıp bu olayın üstesinden gelebilirsiniz. Kırık kalpleri onarma yöntemleri ve daha fazlası yazımızda.

Sevgilinizle birliktesiniz ve romantik bir geceye hazırlanıyorsunuz. O da ne? Bakışlarında bir gariplik var. Gözlerinizin içine bakarak bombayı patlatıyor: “Sana söylemem gereken bir şey var: Ben başkasını seviyorum. Üzgünüm ama…” Kulaklarınıza inanamıyorsunuz: Bütün sırlarını paylaşan, birbirinin çatalından yemek yiyen, en ateşli geceleri yaşayan siz, artık siz olmayacaksınız. Bu haber midenize bir yumruk gibi indi. Ne yapacağınızı şaşırmış durumdasınız: Ona bir daha düşünmesi için yalvarmak mı, ıssız bir yere gidip kendinizden geçene kadar ağlamak mı, ne yapmalısınız?

Ayrılık aşkın en acı yüzüdür kuşkusuz. İnsanın kendine güveni sarsılır, morali bozulur. Duygularınıza hâkim olmak her ne kadar zor olsa da bunu yapmalısınız. Haberi aldıktan sonra ilk heyecanınızı gizleyin demiyoruz, ama ilk dakikalar geçtikten sonra kesinlikle olayı kontrol altına almalısınız: “Gözlerinizi silmek ve kendinize gelmek için ihtiyacınız olan süre size bağlı: Bu süre kısa da uzun da olabilir” diyor “Break up Girl to the Rescue” (Terkedilmiş Kızların Kurtuluşu) adlı kitabın yazarı Lynn Harris. Onun hatıraları acı verici ama birkaç akıllı yöntemi uygularsanız kendinizi toparlayıp kalbinizi onarabilirsiniz. İster birkaç gün önce ister seneler önce olsun, terk edilme olayını düşündükçe aynı şekilde öfkelenir ve aynı soruyu sorarsınız kendinize: “Nerede hata yaptım?” Hâlbuki bu şekilde davranarak kendinize daha çok zarar veriyorsunuz. Bunu önlemek için terkedilmiş (ve hala hayatta!) olan kadınlara danıştık. Onların tavsiyeleriyle olayın üstesinden daha kolay geleceksiniz, baş ağrılarınız inanılmaz bir çabuklukta geçecek. Lütfen kendinize acımayı bırakın ve heyecanlarınızla bahşetmeyi öğrenin. Dayanma gücü içinizde saklı, yeter ki onu bulun!

Acısız Bir Yalnızlığa Doğru İlk Adım: Duygularınıza Hâkim Olun!

Haberi aldığınız ilk dakikalar, toparlanmak için çok önemli. Toparlanmaktan bahsetmek için erken olsa da, en azından kendinize hâkim olmalısınız. Sizi her ne şekilde kırdıysa, sakin kalıp sinir krizinizi daha sonraya saklamalısınız! “Bir robot gibi duygusuz olamazsınız, tabii ki etkileneceksiniz, ama kendinize olan saygınızı unutmayın! “diyor Harris. Öfkelenmekte haklısınız, oturup ağlayabilirsiniz, ama asla yalvarmayın. Bu olayın başınıza gelebilecek en kötü şey olduğunu düşünüp kendinizi frenlemek istemeyebilirsiniz. Ama şunu unutmayın: Hayatınızın en kötü günlerinden birini yaşıyorsanız, onu daha kötü yapmanın bir anlamı yok. Bir sinir krizi geçirip sizi daha yeni terk eden sevgilinize şunları düşündürmeyin: “Onu bırakmakta haklıydım demek, o zaten bir psikopat”

Onu geri mi istiyorsunuz? Sıcağı sıcağına yalvarmak bir işe yaramayacak. Bu duyguları yaşayan tek kadın siz değilsiniz. “Ciddi bir ilişki için hazır olmadığını söylediğinde bağırmak istedim, ama dudaklarımı ısırıp hiçbir şey söylemedim. İstediği oysa duygularına saygı duyacağımı söyledim. Beni bu kadar dengeli ve soğukkanlı görmeyi beklemiyordu. Eminim, daha o anda hata yapıp yapmadığını düşünmeye başladı bile. İki ay sonra beni aradı ve ona bir şans daha vermemi istedi” diyor 26 yaşındaki müşteri temsilcisi Filiz.

Doğal olarak içinizden “Neden?” diye haykırmak gelecek ama o kötü anda mantıklı bir değerlendirme yapamazsınız. Düşünün: Ne söylemesini bekliyorsunuz? Bir şey söylediğinde “Evet, beni terk etmekte haklısın!” diye mi cevap vereceksiniz. Kaldı ki terk etmek de kolay değil, o da muhtemelen doğruyu söylemeyecektir. En iyisi bu konuya hiç girmeyin, onu daha sakin bir zamana bırakın. “Terk etme kararı zor bir karardır, ama aklına girdiyse, yay oktan fırladı demektir. Ne sorarsanız, ne söylerseniz, hepsi boştur: o kararını vermiştir bir kere, bundan dönüş yoktur. Zaman en iyi çare diye düşünüp, olayların soğumasın bekleyin. Daha sonra o da, siz de nedenleri daha net görebilirsiniz. Ortada bir hata varsa, daha kolay fark edersiniz.

Ayrılık karşısında yapılacak en akıllı davranış samimi arkadaşlarınızdan üç tanesini arayıp onlardan bol bol cips ve sevdiğiniz filmleri getirmelerini isteyin. Moralinizi yükseltecek hareketlere yönelmelisiniz, ilk 24 saatte tek ihtiyacınız olan iyi bir moral dopingi.

“Sevgilim beni terk ettiğinde, arkadaşlarım bana bir maskeli parti” düzenlediler. Bütün gece ağlamak ve gülmek arasında mekik dokudum, ama zaman daha kolay geçti. Sabah bütün dostlarım daha iyi birine layık olduğumu söylediler, ama yine de bu durum çok acı veriyordu. Olayın üstünden 6 ay geçtikten sonra haklı olduklarını anladım: kesinlikle daha iyisine layıktım ve onu buldum. İyi ki de beni terk etmiş!” diyor 29 yaşındaki fotoğrafçı Özlem.

İlk günden sonra kalp kırıklığınızın yerini öfke alacak. Beyniniz savunma mekanizmasını çalıştırmaya başlayacak ve sevgilinizin bir alçak olduğunu düşüneceksiniz. Güzel duygularınız kaybolup yerini kin ve nefret dolduracak. Aklınıza her türlü hakaret gelecek, hayatındaki tek doğru olayın siz olduğunuzu düşüneceksiniz. Bütün bu negatif düşüncelerinizi kendinize saklayın, isterseniz içinizi dökeceğiniz bir mektup yazın. O mektup tabii ki hiçbir zaman yollanmayacak! New Yorklu psikiyatrist Julie Holland’a göre yazı yazmak iyi bir sakinleşme yöntemi. Bu mektubu yollamamanızın sebebine gelince, mantıklı düşünün: Hakaretlerle dolu bir mektup yollarsanız, ona da cevap hakkı doğacaktır. Yani sizi bir kez daha kıracaktır. Bunlara ne gerek var? Sizin tek amacınız sakinleşmek, düşüncelerinizi toparlamak. Olayları tek tek ele alınca, işin içinden çıkmak daha kolay olacak.

Acısız Bir Yalnızlığa Doğru İkinci Adım: Hoşunuza Gitmeyen Gerçeklerle Yüzleşin.

Ayrıldınız ama önemli bir sorun daha var: eşyalarınız. En iyisi evin içinde bir tur atın ve ona ait eşyaları toparlayıp paketleyin. Size hediye ettiği ufak şeyleri, fotoğrafları tutmak mı istiyorsunuz? Onları da paketleyin ve gözünüzden uzak bir köşeye yerleştirin. En iyisi hepsini kapalı bir dolabın içine atın. Bitmiş olsa da ilişkiniz geçmişinizin bir parçası, onu tamamen silemezsiniz. Onun hatıralarını tutabilirsiniz, iyi zamanlarınız da olmuştu mutlaka. İlk günler için gözlerinizden uzak olsun yeter, yoksa daha fazla acı hissedersiniz.

Ayrılığınıza dramatik bir hava vermemelisiniz. Eşyalarını toplayıp belli bir yere koyun veya bir arkadaşına verin. Telefonla görüşmenize bile gerek yok. Bir e-posta yollayıp eşyalarını nerede bulabileceğini açıklayın. Eğer ikinize ait eşyalar varsa, durum değişir. Onları alacağım diye tutturmayın. Söz konusu değerli eşyalarsa, onları paylaşmalısınız, ama basit bir CD için kavga etmeye değmez.

Peki, bir hafta sonra birlikte katılmanız gereken düğün ne olacak? Ayrılığa kim sebep verdiyse, durumu kurtarmak ona düşer, yani bırakın gelin veya damada o haber versin. Evlenecek çift size yakınsa, düğüne gitmek sizin hakkınız. Ona yakınsa, o gidecek. Çift her ikinizin de arkadaşıysa, ufak bir araştırma yapın. Onun yakın dostlarından düğüne gelip gelmeyeceğini öğrenmeye çalışın. Geliyorsa, muhtemelen yeni sevgilisiyle gelecek ve böyle bir durumla karşılaşmak istemeyebilirsiniz. Biraz kulis çalışmalarına gerek duyarsanız, onları yapın. Arkadaşlarınıza durumu anlatın ve her ikinizi de aynı partilere çağırmamaları isteyin. “Don’t Call That Man (O Adamdan Bahsetmeyin) adlı kitabın yazarı Rhonda Findling’e göre; daha da ileri gidebilirsiniz: Arkadaşlarınıza belli bir süre için onun adını duymak istemediğinizi söyleyin.

Acısız Bir Yalnızlığa Doğru Üçüncü Adım: Yas Döneminden Çıkın!

Tam onu unuttuğunuzu düşündüğünüz sıralarda radyoda şarkınız çalıyor. O şarkının hala büyük bir anlamı var sizin için. Ayrıldığınız zaman arkadaş kalma sözünü verseniz de onu aramayın. Aramayı çok istiyorsanız “öylesine aramanın” çok klasik olduğunu unutmayın. Findling’e göre sizi terk eden bir erkeği aramak çok yanlış bir hareket. Sesinizi duymaktan mutlu olmayabilir, yanında biri olabilir. Yerinizi çok kolay doldurmuş olabilir, o yüzden onu aramak yeni bir acı yaşamakla eş anlamlı olacaktır. Onu aramak yerine güvendiğiniz ve yalnız olduğunu bildiğiniz başka bir erkek arkadaşınızı arayabilirsiniz. Onunla buluşmak iyi gelecek, tıpkı 27 yaşındaki Nesrin’in yaptığı gibi: “Beni beğenen ama bana âşık olmayan birini aradım. Bir iltifat duymak istiyordum ve çok iyi göründüğümü söylemesi bana ilaç gibi geldi. Aramızda hiçbir şey yoktu, ama bir erkeğin hayranlığına ihtiyacım vardı” diye anlatıyor Nesrin.

Eğer eski sevgilinizin hatırasından kurtulamıyorsanız, onu size hatırlatan olayları tespit etmelisiniz. İçki içtiğiniz zaman mı onu fazla düşünüyorsunuz? Arkadaşlarınızla bara gitmeyin! Her gün 6 ve 8 arası kendinizi kötü mü hissediyorsunuz? Bu saatlerde meşgul olun, örneğin bir spor salonuna gidin. Günlük alışkanlıklarınızı ne kadar çok değiştirirseniz, yanınızda olmayışını o kadar az fark edersiniz.

Birini kaybettiğimiz zaman onu yüceltiriz? Onu hala sevdiğiniz için siz de onu göklere çıkaracaksınız. Hâlbuki bu çok yanlış bir davranış. Bunun üstesinden gelebilmek için şu yöntemi uygulayın: Bir kâğıda ilişkinizin olumsuz yönlerini yazın. Mesleğini sizin önünüzde mi tutuyordu? Ailenizin yanında kötü şakalar mı yapıyordu? Arkadaşlarınızı beğenmiyor muydu? Her şeyi not edin. Böylece bir Top10 suç listesi hazırlamış olacaksınız. Bir daha onu yücelttiğiniz zaman listeyi çıkarın ve fazla bir şey kaybetmediğinizi hatırlayın. Listenize fiziğiyle ilgili ayrıntılar da ekleyebilirsiniz. Onları okuyunca daha da çok eğleneceksiniz. Kısa boylu prensinizin aslında bulunmaz bir Hint kumaşı olmadığını göreceksiniz. Bu yöntemi deneyenler bunun iyi bir terapi olduğu görüşünde: “Okan’a karşı sitem içeren listeyi yanı başımda tutuyordum. Özellikle yatmadan önce onu hayal ediyordum ve bu alışkanlıktan kurtulmanın tek yolu kara listeyi okumaktı. Onu okuya okuya bir şeyi anladım: Okan hayallerimdeki erkekten bir hayli uzaktı. Ben ne patavatsız ne de kendini aşırı seven bir insan istiyordum yanımda. O mu beni terk etti? Ne fark eder ki? O erken davranmış oldu, yoksa sonumuz aynı olacaktı!” diyor sevgili saplantısından kurtulan 19 yaşındaki Ezgi.

Acısız Bir Yalnızlığa Doğru Dördüncü Adım: Tek Başınıza da Ayakta Kalabildiğinizi Gösterin!

İlk günlerin acısı geçtikten sonra hayat yavaş yavaş normale dönmeli. Yine eğleneceksiniz, yine seveceksiniz, yani yaşamaya devam edeceksiniz. Sizi yeni bir ilişkiye başlamanız için zorlamıyoruz, yeter ki mutsuzluk maskesini takmayın yüzünüze! Yaşayan ilk ve son erkek o değil, bunu siz de biliyorsunuz. Ünlü yıldızlar bile ayrılıkları hafife alabildiklerine göre, siz de bu zor dönemden çıkabilirsiniz. Sevgilisi Matt Damon’dan ayrılan Winona Ryder bakın bu olaydan nasıl bahsediyor? “Artık Matt’le değil, kendimle buluşuyorum. Harika bir sevgilim olmadığını kim söyleyebilir ki?” ªaka bir yana, gerçek bir yana, sevgilinizden ayrılsanız da kendinize olan saygınızı kaybetmemelisiniz. Tek bir fark var: Artık onun için giyinip süslenmeyeceksiniz, bunları kendiniz için yapacaksınız. Kendinize iyi davranın, siz terkedilmiş olsanız da bir tanesiniz. Yeni bir saç kesimiyle başlayan değişiklik, alışkanlıklarınıza da yansısın. Sabah koşusuna çıkın, spor salonuna gidin. Artık kendiniz için daha çok vaktiniz var, onu değerlendirin, kazanan siz olacaksınız. Bunların hepsi sizi daha güzel, daha çekici ve daha formda yapacak.

Bir çift olduğunuz için yapamadığınız tüm şeyleri yapmanın tam zamanı şimdi! Sevgiliniz dans etmekten hoşlanmıyor muydu? İster istemez siz de fazla dans etmiyordunuz, ama artık o yok ve durum değişti. Hem doyasıya dans etmek için hem bazı şeyleri öğrenmek için bir dans kursuna kayıt olabilirsiniz. Çift olarak dans etmeye üşenip, daha sakin barlara gitmeyi tercih ederdiniz eskiden. Ama artık dans sevginizi unutturmak isteyen kimse yok ve istediğinizi yapabilirsiniz. 30 yaşındaki Aylin’in sevgilisinden ayrılma fırsatını nasıl kullandığına bakın: “Seyahat etmeye bayılırım ama sevgilim çok meşgul bir insandı. Onunla üç senedir beraberdik ve bu süre içerisinde doğru dürüst bir yere gitmemiştik bile. Ondan ayrıldıktan sonraki ilk yaptığım şey ne oldu, biliyor musunuz? Bir rafting kampına katıldım. Macerayı çok severim. Zorlu durumlar adrenalin seviyeni yüksek tutup üzülmek için fırsat bırakmaz. Kaldı ki orada macerayı seven bir sürü cesur yakışıklı tanıdım. Emin olun o kampta bir hafta geçirdim ama döndüğümde eski sevgilimin hatırasından eser bile yoktu.”

Son bir tüyo daha: Canınız hiç istemese de flört edin! Bir ayrılıktan sonra en çok söylenen sözler şunlar: “Henüz bir ilişkiye hazır değilim.” Hâlbuki uzmanlara göre bu yanlış bir fikir. Kim yüzde 100 iyi hissetmeden yeni biriyle görüşemeyeceğinizi söylüyor ki? Her zaman her şeye hazır olmalısınız, belki hayat tam o aralar size bulunmaz bir fırsat sunacak. Onunla olduktan sonra bekâr çevrelerinden oldukça uzaklaştınız mı? Bu sorun değil. Ondan önceki arkadaşlarınızı arayıp partilere yeniden dâhil olun. Flört etmekten çekinmeyin, bu ilk karşınıza çıkan erkeğe bağlanmanız anlamına gelmez. Yalnız eğlenmek için flört ettiğiniz zamanları unuttunuz mu? Eğer bu flörtlerden iyi bir şey çıkarsa niye olmasın ki? Çıkmasa da önemli değil, eğlenmek iyi gelir. İyi zaman geçirirseniz, eski sevgilinizi daha kolay unutacaksınız. Hayat fırsatlarla dolu, hiçbir şeyin üzerinde fazla durmaya gerek yok!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir