Ekmek

Her birimizin damak tadı birbirinden farklıdır. Kimimiz makarnasız bir akşam yemeği düşünemeyiz, kimimiz etsiz. Ancak sofralarımızda her öğünde yer alan, vazgeçilmez bir tek yiyecek vardır ki, o da ekmek. Kahvaltıda, öğle ve akşam yemeklerinde sözü edilmese de mutlaka sofranın en güzel köşesine kuruluverir. Yemek mönülerinde yer almasa da siparişlerimizin olmazsa olmazıdır o.

Evden çıktığımızda da yalnız bırakmaz bizi. Sokaklarda açlığımızı giderebilmek için bakışlarımızı şöyle bir dolaştırdığımızda çok tanıdık yazılar çarpar gözümüze.

Ekmeğin güzel tadı dilimize öyle bir yer etmiştir ki, atasözlerinde, benzetmelerde, günlük yaşamda bile ağzımızdan düşüremeyiz. “Ekmek çarpsın” sözleriyle yemin ederiz, hayatın zorluklarına “ekmek parası” için direniriz ancak zaman değişmiştir “ekmek aslanın ağzındadır” bu nedenle “ekmek kavgası” vermemiz gerekmektedir.
Ekmeğin Tarihçesi

Un, su, tuz ve mayanın bileşkesi ekmek tarih öncesi çağlardan beri temel yiyecek maddelerinden biridir insanoğlunun. Ekmeğin ilk kez yaklaşık 12 bin yıl önce, kabaca ezilmiş tahinin suyla yoğrularak hazırlandığı ve kızgın taşlar üzerinde sıcak külle örtülerek pişirildiği sanılmaktadır. Bu ekmekler günümüzdeki ekmeklerden daha sertti. Mısırlıların mayayı bir tesadüf sonucu keşiflerinden sonra hamuru mayalandırarak kabarık ekmekler ürettikleri ve ekmek pişirmek için çeşitli fırınlar geliştirdikleri de bilinmektedir. Eski Mısır’da bu mayalanmış ekmekler öylesine değerliydi ki, çoğu kez para yerine kullanılırdı. Ekmek yeme alışkanlığının, ekmeklerini evlerinde pişiren Romalılardan önce İtalya’ya, sonra da bütün dünyaya yayıldığı sanılmaktadır.
Ekmek yapımı

Ekmek yapımının temel özellikleri aynı olmakla birlikte her kültürde kendine özgü bir uygulama biçimi bulmuştur. Ekmeğin en eski biçimi olan mayalanmış ekmek, Ortadoğu ülkeleri, Asya ve Afrika’nın büyük bölümünde bugün bile üretilmektedir. Hindistan’da hintdarısından, Orta ve Güney Amerika’da mısırdan yapılan ve “tortilla” adıyla bilinen yassı ekmekler, Brezilya’da ise manyoktan yapılan ekmekler tüketilir. Uzakdoğu halkları geleneksel olarak beslenmede pirince ağırlık verseler de ekmek de onların yaşamında yer etmektedir. Almanya, Rusya ve İskandinavya’da çavdardan yapılan kara ekmek tüketilir.

Türkiye’de ise ekmek genellikle buğday unundan yapılır. Bazı yörelerde buğday ununa arpa ve çavdar da katılır. Doğu Karadeniz’de ise yaygın olarak mısır ekmeği pişirilir. Anadolu’da ev ekmeği yufka, pide ve somun olmak üzere üç çeşittir. Oklava ile incecik açılan yufka kızgın saç üzerinde pişirilir. Fırında pişirilen pide, yuvarlak ve oval olarak yapılır. Üzerine susam çörekotu serpilir, istenirse yumurta sürülür. Özellikle Ramazan aylarının vazgeçilmezi olan pide için iftar vaktinden önce fırınların önünde sıraya girilir ve kolları yakma pahasına da olsa eve sıcak pide götürülür. Somun ise kepeği bol undan yapılan büyükçe bir ekmek türüdür.
Ekmek sektörünün son yıllarda hızla ilerlemesi ve sokak arası fırınlarının yerini unlu mamuller konusunda uzman üreticilerin almasıyla un, tuz, su ve mayanın birlikteliğinin için başka şeyler de katılı verdi. Zeytinli, soğanlı, baget, cevizli ekmeklere beslenir olduk.
Diyetisyenlerin karşısında durduğu ekmek bileşiminde çok bilinen karbonhidratların yanı sıra protein, B kompleks vitaminleri, sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor içermekte. Boşuna dememiş atalarımız “Ağacın kökü toprak insanın kökü ekmektir” diye.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir